9. HANGİ KONULAR? NİÇİN?
5 yıl boyunca tüm çalışmalarımız, Evrensel, Ulusal ve Partimizin Programındaki (CHP İdeolojisi) ilkeler esas alınarak yapılmıştır. Ebedi Liderimizin öngördüğü “Ufkun Ötesini Görmek” ifadesi başlıca rehberimiz olmuştur
Hayata geçirdiğimiz belediye çalışmaları, devam eden projeler ve halka dokunan uygulamalar. Kategoriye göre filtreleyebilirsiniz.
5 yıl boyunca tüm çalışmalarımız, Evrensel, Ulusal ve Partimizin Programındaki (CHP İdeolojisi) ilkeler esas alınarak yapılmıştır. Ebedi Liderimizin öngördüğü “Ufkun Ötesini Görmek” ifadesi başlıca rehberimiz olmuştur
Mevcut durumda Yerelden Kalkınmayı, sadece kendi adına bir şeyler isteyen, kendi günü ve geleceğini düşünen, toplumsallığı pek düşünmeyen kişilerden oluşan kendi toplumumuzla yapmak zorundayız. Durum budur, çözüm de buna göre bulunacaktır.
Yerel Kalkınma için öncelikle, yerel dinamikler göz önünü alınarak, bir hedef, bir ideal (vizyon) benimsenmesi gerekiyor. Tümüyle kamusal yarar göz önüne alınarak saptanan bu hedefin topluma benimsetilmesi için uygulanabilir olması gerekir.
Bugün Adana, önemli avantajlara sahip olmasına rağmen potansiyeli tam olarak değerlendiremeyen bir kent görünümündedir. Kent, uzun süre üretmiş olmanın özgüvenini kaybetmiş; ancak yeniden üretmenin yollarını arayan bir eşiktedir.
Türkiye’de sosyal belediyecilik, yalnızca yerel yönetim pratiği değil; aynı zamanda ülkenin sosyal devlet anlayışı, kentleşme süreci ve siyasal dönüşümleriyle iç içe gelişmiş bir olgudur. Bu yaklaşım bazen “sosyal yardım”, bazen “halkçı belediyecilik”, kimi dönemlerde ise “yerel refah politikası” olarak adlandırılır.
Dünyada çok sayıda belediye kendi sosyolojik yapılarına dayalı olarak örnek model oluşturmaktadır.
Sosyal belediyecilik, yerel yönetimlerin yalnızca altyapı ve teknik hizmet üretmekle sınırlı kalmayıp; sosyal adalet, eşitlik, dayanışma ve insan onuruna yakışır yaşam koşullarını sağlama sorumluluğunu üstlenmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım, belediyeyi “yol yapan, çöp toplayan” bir idari birim olmaktan çıkarıp, kentte yaşayan herkes için sosyal refahın kurucu aktörlerinden biri hâline getirir.
İklim krizi, küresel göç, ekonomik dalgalanmalar, savaşlar ve dijital dönüşüm gibi başlıklar merkezi yönetimlerin omuzlarına ağır yükler bindirirken, bireyin hayatını doğrudan etkileyen sorunlar çoğu zaman birkaç sokak ötede, bir mahallede, bir semtte yaşanmaya devam etmektedir. İşte tam bu noktada yerel yönetimler, büyük resim ile gündelik hayat arasında kurulan en kritik köprü olarak öne çıkar.