Vizyon, Düşünce, Toplum
| iletisim@akifakay.com
Akif Kemal Akay İletişim
Anasayfa / Belediye Çalışmalarım / 3. SOSYAL BELEDİYECİLİK

3. SOSYAL BELEDİYECİLİK

Sosyal belediyecilik, yerel yönetimlerin yalnızca altyapı ve teknik hizmet üretmekle sınırlı kalmayıp; sosyal adalet, eşitlik, dayanışma ve insan onuruna yakışır yaşam koşullarını sağlama sorumluluğunu üstlenmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım, belediyeyi “yol yapan, çöp toplayan” bir idari birim olmaktan çıkarıp, kentte yaşayan herkes için sosyal refahın kurucu aktörlerinden biri hâline getirir.

SOSYAL BELEDİYECİLİK

Yerel yönetimlerin en önemli uygulamalarının başında şüphesiz Sosyal Belediyecilik gelir. Sosyal belediyecilik, yerel yönetimlerin yalnızca altyapı ve teknik hizmet üretmekle sınırlı kalmayıp; sosyal adalet, eşitlik, dayanışma ve insan onuruna yakışır yaşam koşullarını sağlama sorumluluğunu üstlenmesi anlamına gelir. Bu yaklaşım, belediyeyi “yol yapan, çöp toplayan” bir idari birim olmaktan çıkarıp, kentte yaşayan herkes için sosyal refahın kurucu aktörlerinden biri hâline getirir.

Sosyal belediyeciliğin kökleri 19. yüzyılın sanayi kentlerine uzanır. Tarihsel olarak sanayileşme, kentleşme, sosyal devletin yükselişi ve sonrasında yaşanan neoliberal dönüşümlerle şekillenmiş; her dönemde farklı gerekçelerle ve araçlarla yeniden tanımlanmıştır. Birmingham, Lille, Verona, Münih ve hatta Paris Komünü, Sosyal Belediyeciliğin ilk örnekleri olarak sayılabilir. Dünya Savaşlarının dar gelirliye yüklediği ağır sonuçlar sonrası özellikle İskandinav ülkelerinde yaygınlaşmış. Bizdeki ilk uygulamalara 1970’lerde rastlıyoruz. Devalüasyon sonrası ekonomik sıkıntıların artışı, o zamanki merkezi hükümetlerin emekten yana olmaması ile ilk toplumsal uygulamaları görüyoruz.

Hızlı sanayileşme, kırsaldan kente göçü artırmış; yoksulluk, barınma sorunu, salgın hastalıklar ve işçi sınıfının ağır yaşam koşulları yerel yönetimleri sosyal sorunlarla yüz yüze bırakmıştır. Bu dönemde belediyelerin sosyal rolü çoğunlukla hayırseverlik ve yardım temelli uygulamalarla sınırlıydı; yoksullara aş dağıtımı, barınaklar, yetimhaneler ve temel sağlık hizmetleri bunların başlıcaları idi.

20.Yüzyılın ortalarında sosyal devlet anlayışının güçlenmesiyle birlikte belediyeler, merkezi devletin sosyal politikalarının yereldeki uygulayıcıları hâline geldi. Konut, sağlık, eğitim, çocuk ve yaşlı bakımı gibi alanlar belediyelerin kalıcı görevleri arasına girdi. 1980’lerden sonra ise neoliberal politikalarla birlikte merkezi devletin sosyal harcamaları kısılırken, yerel yönetimler artan sosyal sorunlarla doğrudan yüz yüze geldi. Bu durum, sosyal belediyeciliği bir “tercih” olmaktan çıkarıp, zorunlu bir yönetişim alanına dönüştürdü.

 Sosyal Belediyeciliğin yaygınlaşmasının ardında birkaç temel neden vardır:

Kentleşme ve eşitsizlik: Büyük kentlerde gelir dağılımı adaletsizliği, mekânsal ayrışma ve yoksulluk derinleşmiştir.

Merkezi devletin sınırlılıkları: Sosyal politikaların tek merkezden yürütülmesi, yerel ihtiyaçlara cevap vermekte yetersiz kalmıştır.

Demokratikleşme ve katılım talebi: Yurttaşlar, kendilerini doğrudan etkileyen kararlarda söz sahibi olmak istemiştir.

Kırılgan grupların artışı: Yaşlılar, kadınlar, çocuklar, engelliler, göçmenler ve güvencesiz çalışanlar için yerel düzeyde hızlı ve esnek çözümler gerekmiştir.

Bu nedenler, belediyeleri yalnızca hizmet sağlayıcı değil; aynı zamanda sosyal politika üreten, koordine eden ve toplumsal dayanışmayı örgütleyen aktörler hâline getirmiştir.

 Refah düzeyinin düşük olduğu, gelir dağılımının adaletsizleştiği ve buna karşın üretim potansiyelinin atıl kaldığı toplumlarda sosyal belediyecilik, klasik yardım anlayışıyla sınırlı kalamaz. Böyle bir ortamda yalnızca gıda kolisi dağıtmak, geçici destekler sunmak ya da dönemsel nakit yardımlarla sorunu ertelemek, yoksulluğu yönetmekten öteye geçmez. Oysa sosyal belediyeciliğin asıl sınavı, üretimsizliğin egemen olduğu bu alanlarda yoksulluğu azaltan, istihdam yaratan ve insan onurunu koruyan kalıcı çözümler üretip üretemediği ile ölçülür.

Gelir dağılımı adaletsizliğinin derinleştiği yerlerde sorun yalnızca para eksikliği değildir; aynı zamanda fırsatlara erişim eksikliği söz konusudur. Eğitim, meslek edinme, üretime katılma ve emeğin karşılığını alabilme kanalları daraldığında, toplumsal dışlanma hızlanır. Sosyal belediyecilik bu noktada, merkezi politikaların ulaşamadığı boşlukları doldurabilecek en esnek ve etkili araçtır. Çünkü yerel yönetimler, hem insan kaynağını hem de bölgenin üretim potansiyelini yakından tanır.

Üretim potansiyelinin var olmasına rağmen üretimsizliğin hâkim olduğu bölgelerde ilk adım, yerel ölçekte bu potansiyelin görünür ve örgütlü hale getirilmesidir. Tarım, zanaat, küçük ölçekli sanayi, bakım hizmetleri, geri dönüşüm, yerel gıda üretimi ya da kültürel üretim alanları çoğu zaman dağınık, güvencesiz ve kayıt dışıdır. Sosyal belediyecilik, bu alanlarda kooperatifler, üretici birlikleri ve ortak atölyeler aracılığıyla üretimi destekleyebilir. Böylece birey, yalnız başına ayakta kalmaya çalışmak yerine kolektif bir yapının parçası olur.

İstihdam sorununun olduğu yerlerde belediyelerin doğrudan işveren gibi davranması her zaman sürdürülebilir değildir. Ancak istihdamın önünü açan bir ekosistem kurmak mümkündür. Meslek edindirme kursları, sertifika dağıtan merkezler olmaktan çıkarılıp gerçek üretim süreçlerine bağlandığında anlam kazanır. Belediyeye ait sosyal işletmeler, hizmetlerin üretildiği alanlar ve kamu yararına çalışan kooperatifler, hem istihdam yaratır hem de kamu kaynaklarının yerel ekonomide kalmasını sağlar.

 Sosyal belediyeciliğin önemli bir boyutu da kadınlar, gençler ve yaşlılar gibi kırılgan grupların üretime katılımını güçlendirmektir. Evdeki emeği görünmez olan kadınlar için yerel üretim mutfakları, bakım kooperatifleri ve evden üretime dayalı modeller; gençler için dijital beceri atölyeleri ve yerel girişim destekleri; yaşlılar için deneyim aktarımına dayalı rehberlik ve yarı zamanlı üretim alanları oluşturulabilir. Bu yaklaşımlar, sosyal yardımı pasif bir destek olmaktan çıkarıp aktif bir katılım aracına dönüştürür.

 Refah düzeyi düşük bölgelerde sosyal belediyecilik temel yaşam maliyetlerini düşürme politikasıdır. Ucuz ve sağlıklı gıdaya erişim, uygun fiyatlı ulaşım, kamusal alanların ücretsiz ve erişilebilir hale getirilmesi, barınma destekleri ve enerji verimliliği projeleri; hane halkının yükünü hafifletir. Geliri artırmak kadar, giderleri azaltmak da sosyal adaletin önemli bir parçasıdır.

19.Yüz yılda kendini gösteren Sosyal Belediyeciliği zaman içinde destekleyen çok sayıda Uluslararası Anlaşmalar, Sözleşmeler, Beyannameler, Bildiriler, Eylem Planları vb. söz konusu olmuştur. Aslında tüm bunlar Batı’nın Uygarlık adına insan değerine dönük girişimleridir ve uygulamalarında eksikler, yanlışlıklar olmasına rağmen, tespitler itiraz edilmeyen kabullerdir. Büyük bölümü TBMM de onaylanan bu metinler Anayasanın 90. Maddesi bağlamında kanun hükmündedir. (Hiyerarşide Anayasanın üstündedir.)

SOSYAL BELEDİYECİLİK DAYANAKLARI:

19.Yüz yılda kendini gösteren Sosyal Belediyeciliği zaman içinde destekleyen çok sayıda Uluslararası Anlaşmalar, Sözleşmeler, Beyannameler, Bildiriler, Eylem Planları vb. söz konusu olmuştur. Aslında tüm bunlar Batı’nın Uygarlık adına insan değerine dönük girişimleridir ve uygulamalarında eksikler, yanlışlıklar olmasına rağmen, tespitler itiraz edilmeyen kabullerdir. Büyük bölümü TBMM de onaylanan bu metinler Anayasanın 90. Maddesi bağlamında kanun hükmündedir. (Hiyerarşide Anayasanın üstündedir.)

Sosyal belediyeciliği, biraz da Avrupa Kentsel Şartı’na göre değerlendirirsek Temel İlkeleri kabaca şöyle sıralayabiliriz:

Ulaşım ve Dolaşım: Ağırlıkla Toplu Taşıma, Temiz Enerji vb.

Çevre ve Doğa: Kent Temizliği, Yeşil Alanların Korunması, İnsan Haklarına, Doğaya ve Çevreye Saygılı Olmak vb.

Fiziki Yapı: Açık Alanlar, Sağlıklı Konutlar vb.

Tarihi Kentsel Yapı: Koruma Altındaki Yapılar, Eski İle Yeniyi Buluşturma vb

Konut: Konut Edinme Hakkı, Sosyal Konutlar, Konut Onarımları vb.

Dezavantajlı Gruplar :      Ulaşım   Kolaylıkları,         Toplumla             Bütünleştirici Destekler, Etkinlik Kolaylıkları vb.

Spor: Spor Alanlarının Düzenlenmesi, İstenilen Spora Ulaşma vb.

Kültür: Ayrımcılık Karşıtlığı, Kültürel Etkinliklerden Faydalanma Hakkı, Farklı Kültürlerin Kaynaştırılması, Kültürel Gelişim vb.

Sağlık: İyi Sağlık Koşullarının Sağlanması, Koruyucu Hekimlik Desteği, Sağlık Bakım Desteği vb.

Halk Katılımı: Seçimlerin Özgürce Yapılmasına Katkı, Önemli Projelerde Halka Danışma, Şikâyet Ve İsteklerin Önemsenmesi vb.

Ekonomik Kalkınma: Sosyal ve Ekonomik Kalkınma Bütünlüğü, Üretimi Özendirecek Altyapı, Yerel Aktörlerle İşbirliği vb.