13. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, YEŞİL DÜNYA
İklim değişikliği artık geleceğe dair bir uyarı değil, bugünün somut gerçeğidir. İklim değişikliğiyle mücadele, yukarıdan aşağıya dayatılan bir politika alanı değil; aşağıdan yukarıya inşa edilen bir yaşam kültürüdür. Yeşil dünyanın temelleri, küresel bildirilerden önce yerel kararlarla atılır
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, YEŞİL DÜNYA
İklim değişikliği artık geleceğe dair bir uyarı değil, bugünün somut gerçeğidir. Kuraklık, sel, aşırı sıcaklar, gıda güvencesi sorunları ve enerji krizleri, dünyanın her köşesinde gündelik yaşamı doğrudan etkilemektedir. Küresel zirveler, uluslararası anlaşmalar ve ulusal strateji belgeleri bu büyük sorunla mücadelede önemli adımlar sunsa da, iklim kriziyle temas eden asıl alan yereldir. Çünkü iklim değişikliği, en çok mahallede, sokakta, tarlada ve kentte hissedilir.
Sanayi Devriminden bu yana dünya ısısı 1’C arttı. Hızlı ve kontrolsüz üretim artışı ile 2030’larda artışın 1,5’C yi bulacağı ve sonucunda sürdürülebilir kalkınmanın, sağlıklı yaşam koşullarının ciddi biçimde sıkıntıya gireceği kabullenilmektedir. Oluşacak sıkıntının etkilerinin azaltılması için imzalanan uluslararası taahhütlere uyulması durumunda hemen her alanda radikal dönüşümlere gereksinim bulunmaktadır. Bu hesapları yapan Egemenler ise, maliyeti bizim gibi ülkelere ödetmenin yollarını aramaktadırlar.
Gerekli tüm önlemlerin alınması durumunda bile oluşacak sıkıntıların, özellikle doğal olayların, bedelini en fazla Yerel Yönetimler ödeyecektir. Merkezi yönetimler iklim politikalarını belirler, hedefler koyar ve genel çerçeveyi çizer. Ancak bu hedeflerin hayata geçtiği alan, yerel yönetimlerin sorumluluk sahasıdır. Atık yönetiminden ulaşım politikalarına, yeşil alanların korunmasından su kullanımına kadar pek çok kritik başlık doğrudan yerel kararlarla şekillenir. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimler, uygulayıcı olmanın ötesinde dönüştürücü bir rol üstlenir.
Yeşil dünya fikri, yalnızca karbon salınımını azaltmakla sınırlı değildir; aynı zamanda yaşam biçimlerini yeniden düşünmeyi gerektirir. Kentlerin nasıl büyüdüğü, ulaşımın nasıl organize edildiği, enerjinin nasıl üretildiği ve tüketildiği, gıdanın nereden geldiği gibi sorular bu dönüşümün merkezindedir. Yerel yönetimler, bu alanlarda doğrudan müdahale edebilen en yakın kamu otoriteleridir. Bisiklet yolları, yaya öncelikli kent tasarımları, yerel ve temiz enerji projeleri, yağmur suyu hasadı ve kentsel tarım uygulamaları; yeşil dönüşümün somut karşılıklarıdır.
İklim değişikliği aynı zamanda sosyal adalet meselesidir. Krizler herkesi eşit etkilemez; yoksullar, yaşlılar, çocuklar ve kırılgan gruplar çevresel risklere karşı daha savunmasızdır. Aşırı sıcaklarda barınma sorunu, sel sonrası temel hizmetlere erişim, gıda fiyatlarındaki artış gibi sonuçlar, yerel ölçekte hissedilir. Bu nedenle yerel yönetimler, iklim politikalarını sosyal politikalarla birlikte düşünmek zorundadır. Yeşil dönüşüm, ancak adil olduğunda toplumsal karşılık bulur.
Yerel yönetimlerin bir diğer kritik rolü de toplumsal farkındalık ve katılımdır. İklim mücadelesi, yalnızca teknik çözümlerle başarıya ulaşamaz. Davranış değişikliği, alışkanlıkların dönüşmesi ve ortak sorumluluk bilinci gerekir. Yerel yönetimler; eğitim programları, mahalle ölçekli projeler ve katılımcı mekanizmalar aracılığıyla yurttaşı bu sürecin pasif izleyicisi değil, aktif öznesi haline getirebilir.
İçinde yaşadığımız bir diğer sorun ise çeşitli kaynakların azalması ve başlangıçtan itibaren yapılan her bir üretimde atmosferin kirlenmesi, yani Karbon Ayak İzinin artmasıdır. Bu nedenlerle atıkların değerlendirilmesi özellikle önem kazanmaktadır. ”Üret, Kullan, Dönüştür, Yeniden kullan!” ilkesi çoğu alanda Yeşil Dünya için artık kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Sonuç olarak iklim değişikliğiyle mücadele, yukarıdan aşağıya dayatılan bir politika alanı değil; aşağıdan yukarıya inşa edilen bir yaşam kültürüdür. Yeşil dünyanın temelleri, küresel bildirilerden önce yerel kararlarla atılır. Güçlü, bilinçli ve katılımcı yerel yönetimler olmadan ne iklim hedefleri tutturulabilir ne de sürdürülebilir bir gelecek kurulabilir. İklim çağında yerel yönetimler yeşil dünyanın sessiz ama vazgeçilmez mimarlarıdır.
Uluslararası Hukuksal Çerçeve:
1. Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi. 2015
2. BM, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları. 2015
3. BM, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi.1992
4. Kyoto Protokolü. 2001
5. BM, İstediğimiz Gelecek Raporu; Sürdürülebilir Kalkınma Ündemi. 2012
6. Paris Anlaşması. 2016
7. BM, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi.1992
8. Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi, Bern.1984
9. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi. 2000
10. Ramsar Sözleşmesi. 1975
11. BM, Yeni Kentsel Gündem. (Habitat Iıı).2016
12. Avrupa Kentsel Şartı. 1992
13. Yerel Gündem 21. 1992
14. Bütünleşik Kentsel Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı. 2010
15. Avrupa Yeşil Mutabakatı. 2019
Ulusal Hukuk Çerçevesi:
1. 2873 sayılı Çevre Kanunu
2. 3194 sayılı İmar Kanunu
3. 6831 sayılı Orman Kanunu,
4. 5488 sayılı Tarım Kanunu
5. 3621 sayılı Kıyı Kanunu.
6. 4342 sayılı Mera Kanunu.
7. 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu
8. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu.
9. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu.
10. Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı,
11. İmar Yönetmeliği
12. Türkiye Cumhuriyeti, 11.Kalkınma Planı. 2019
13. Ulusal İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı,
14. 5192 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu
15. 5393 sayılı Belediye Kanunu
Cumhuriyet Halk Partisi Programı:
(S;336) Büyüme hedef ve stratejilerinin belirlenmesinde, doğal kaynakların sınırlılığını dikkate alan, 21.yüzyılda küresel çevre sorunlarının başında gelen küresel ısınma ve iklim değişikliği, çölleşme, kuraklaşma, erozyon süreçlerini yakın geleceğin evrensel tehdidi olarak algılayan, yaşanabilir ve sürdürülebilir çevreyi mümkün kılan kalkınma ve toplumsal yapıyı oluşturma anlayışının, toplumun her kesimine benimsetilmesine çalışılacaktır.
(S;336) Su kaynaklarının azalması, kirlenmesi, verimsiz ve yanlış kullanılmaları ile topraklarımızın çölleşmemesi ve erozyonla yok olması en aza indirilecek, yeşil örtünün ve canlı yaşamın birlikte oluşturduğu ekolojik dengenin insanlığa sunduğu doğal zenginliklerin bilinçsizce kullanılması engellenecektir
(S;338) Tarımda suyu az tüketen, kuraklığa dayanıklı bitki türlerine yönelinmesi, sulamada modern tekniklerin uygulanması özendirecek;
(S;339) Tüm kent merkezlerinde, çöp ve atık rehabilitasyon projelerinin uygulanması sağlanacak, katı atıkların artırılmasını düzenleyecek yasal ve kurumsal yapılanma gerçekleştirilecektir.
Yaptıklarımız.
Konunun önemi doğrultusunda 2022 yılında Meclis kararıyla Çevre Müdürlüğünden bağımsız İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü oluşturuldu.
Birinci Sınıf Atık Getirme Merkezi bu müdürlüğün ilk icraatı olarak çalışmaya başladı. Bu tesis bölgemizde kurallara uygun tek Atık Merkezidir.
7 büyük ilçe belediyesi ile (Bodrum, Kadıköy, Karşıyaka, Nilüfer, Seyhan, Şişli, Tepebaşı) bir çalışma yürütüldü.2-3 ayda bir, her defasında ayrı bir ilçede, uzmanların da katıldığı, gün boyu süren geniş kapsamlı toplantılar yapıldı. Bu toplantıların konusu“İklim Değişikliğinde ve Yeşil dünya için Neler yapıyoruz?, Neler yapacağız” idi.Son toplantı Adana’da olacaktı. Deprem nedeniyle yapılamadı.
Her bir belediye konu ile ilgili yaptıklarını ve neleri planladığını ayrıntılı olarak sundu. Bilgiler birleştirildi. Seyhan Belediyesi olarak biz de Kompost Üretimi, Topraksız Tarım, Dikey Tarım, Akuaponik Tarım, Ürün Çeşitlemesi konularında bilgi ve uzman desteği sunduk.
Geri Dönüşüm Mobil Uygulamasına 1921 yılında başlandı. Öncelikle belirlenen sitelerde yapılan çalışmada toplanan değerlendirilebilir atıklar için toplayıcıya ödüller veridi (Basketbol topu, bank vb.)
İlçemizin farklı noktalarına toplam 40 adet Mobil Atık Getirme Merkezi yerleştirildi. Buralarda toplanan malzemeler atık Merkezinde değerlendirildi.
Miadı dolmuş ve kullanım fazlası olarak kalmış ilaçların bertaraf edilmesi için Adana Eczacılar Odası ile birlikte bir çalışma yapıldı. Toplama noktası olarak 85 eczane belirlendi. Buralara konulan kilitli kumbaralara evlerden gelen ilaçlar kondu. Atık Merkezimizde açılan kutulardaki ilaçlar tasnif edildi. Bilgiler ilgili makamlara ulaştırıldı ve ilaçlar uygun şekilde imha edildi.
2886 sayılı DİK kapsamında ilçe genelinde 200 farklı noktaya konan kumbaralar aracılığı ile Tekstil Atıkları toplandı. Toplananlar içinde kullanılabilir olan 36.000 kg giysi (toplamın yaklaşık onda biri) Sosyal Yardım işleri Müdürlüğü vasıtasıyla muhtaç kişilere dağıtıldı.
2020 yılında başlatılan çalışma ile pazaryeri atıkları ve budama ürünleri ile Kompost Üretimi yapıldı. Açık Yığın Sistemi ve su sızıntı kontrollü olarak yapılan çalışma, Çevre Şehircilik ve İklim Müdürlüğü tarafından Uygunluk Belgesine hak kazandı. Başlangıçtan 2024’e kadar yaklaşık 350 ton kompost üretildi. Üretilen kompost içeriği Çukurova Üniversitesinde test edilerek uygunluğu tasdik edildi. Üretilen kompostlar tarım üreticilerin eve mahallelerde ev önü tarım yapan kişilere dağıtıldı.
Ömrü tükenmiş araç lastikleri (ÖTL) geri dönüşümde kullanılmaya başladı. Geri Kazanım ve Esnek Zemin Kaplaması Üretim Tesisimiz 2022 yılından itibaren çalışmaya başlamış, 2023 Haziran ayında tam üretime geçmiştir. Tesis, granüllerin oluşturulması ve esnek zemin kaplaması olmak üzere 2 farklı şekilde üretim yapmaktadır. Bu tesis Türkiye Belediyelerinde kendi alanında ilk ve tek olan bir tesistir. Üretilen granüller ve esnek zemin kaplamaları (kırmızı ve yeşil) Parklarımızda kullanıldığı gibi satışa da sunuldu.
Sokak Hayvanları için atık (miadı dolmak üzere olan yiyecekler) malzemeden üretilmek üzere Mama Üretim Merkezi (SEYMÜT) oluşturulmuştur. Malzemeler hemen tümüyle marketlerden sağlanmaktadır. Firmalar bu malzemeleri zarar gerekçesi ile gider olarak göstermekte idi.
Temiz Enerji elde etmek amacıyla oluşturulmak istenen güneş enerji sistemi için Belediyemize ait binalarımızın çatılarında hesaplama yapıldı.Bu konuda özellikle kapalı semt pazarları çatıları esas alındı. Firmalardan öneriler alındı. Ancak yeterli miktarlara ulaşılmadığı gerekçesiyle olumlu sonuç elde edilemedi.
Kırsal Kalkınma Müdürlüğünde İklimin ısınacağı kabul edilerek uygun bitki denemeleri yapılmaya başlandı. Bu konuda özellikle tropikal iklimde yetişen bitkilere ağıtlık verildi. Denemesi yapılan çok sayıda üretimden olumlu sonuç alındı.