12.KIRSAL KALKINMA
Kent nüfusunun hızla artışı çok sayıda sorunun oluşumuna neden olmaktadır. Kırsal Kalkınma bu sorunların azalmasının ötesinde üretimin artışının ve gıda güvenliğinin sağlanmasında en önemli yoldur
TARIMSAL/KIRSAL KALKINMA
Kırsal kalkınma uzun yıllar boyunca tarımsal verimlilik ve üretim artışıyla sınırlı bir başlık olarak ele alındı. Oysa günümüzde kırsal alanların karşı karşıya olduğu sorunlar, yalnızca üretimle açıklanamayacak kadar derin ve çok boyutludur. Göç, yaşlanan nüfus, gelir düşüklüğü, altyapı eksikliği ve çevresel baskılar; kırsalı zayıflatırken kentleri de kırılgan hale getirmektedir. Bu nedenle kırsal kalkınma, yalnızca köylerin değil, bütün toplumun geleceğini ilgilendiren bir meseledir. Yerel yönetimler ise bu sürecin en kritik aktörleridir.
Merkezi politikalar çoğu zaman kırsalı homojen bir alan gibi görür; oysa her yörenin toprağı, iklimi, üretim geleneği ve sosyal dokusu farklıdır. Yerel yönetimler, bu özgünlükleri tanıma ve yerinde çözümler üretme kapasitesine sahiptir. Kırsal kalkınmanın başarısı, büyük ve tek tip projelerden çok; yerelin bilgisini, emeğini ve ihtiyacını merkeze alan esnek yaklaşımlara bağlıdır.
Yerel yönetimler için kırsal kalkınmanın önemi, öncelikle göçle mücadele boyutunda ortaya çıkar. Kırsalda yaşam sürdürülemez hale geldiğinde, kentlere yönelen göç; işsizlik, barınma ve sosyal uyum sorunlarını derinleştirir. Oysa kırsalda üretimin, gelirin ve mutlaka yaşam kalitesinin artırılması; insanların yerinde kalmasını, hatta geri dönüşü mümkün kılar. Bu, kentlerin üzerindeki baskıyı azaltırken toplumsal dengeyi de güçlendirir.
Kırsal kalkınma aynı zamanda gıda güvenliği ve yerel ekonomi açısından stratejik bir öneme sahiptir. Yerel yönetimler, küçük üreticiyi destekleyen kooperatifler, yerel pazarlar ve kısa tedarik zincirleriyle hem üreticinin gelirini artırabilir hem de tüketicinin sağlıklı ve uygun fiyatlı gıdaya erişimini sağlayabilir. Bu yaklaşım, küresel krizlere karşı yerel dayanıklılığı artırır.
Yerel yönetimlerin kırsaldaki rolü yalnızca ekonomik değildir; sosyal ve kültürel boyut da en az onun kadar önemlidir. Eğitim, sağlık, ulaşım ve dijital erişim gibi temel hizmetlerin kırsalda güçlendirilmesi, yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Kırsal alanlarda kültürel mirasın, yerel bilgi ve geleneklerin korunması ise toplumsal sürekliliğin temelidir. Kırsal kalkınma, toprağı olduğu kadar kültürü de yaşatmayı gerektirir.
Çevresel sürdürülebilirlik, kırsal kalkınmanın vazgeçilmez bir parçasıdır. Doğayla uyumlu üretim, su ve toprak yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması; yerel yönetimlerin planlama ve denetim gücüyle mümkündür. Kırsalı tahrip eden kısa vadeli kazançlar yerine, uzun vadeli ekolojik dengeyi gözeten politikalar; hem bugünü hem de geleceği korur.
Sonuç olarak kırsal kalkınma, yerel yönetimler için ikincil bir hizmet alanı değil; toplumsal refahın, gıda güvenliğinin ve sürdürülebilir geleceğin temel taşıdır. Kırsalı güçlendiren yerel yönetimler, yalnızca köyleri değil; kentleri, ekonomiyi ve toplumsal barışı da güçlendirir. Toprağa sahip çıkan bir yerel yönetim anlayışı, aslında insanın geleceğine sahip çıkmaktır.
Bu düşünce ile oluşan çalışmalarımız iki boyutta gelişmiştir. Birincisi yereli kalkındırmadır; diğeri ise yerelden giderek ulusal çapta ya da en azından kendi kentimizde, Adana’da, kalkınmayı sağlamaktır. Bu amaçlara ulaşma ancak yerel bileşenlerle, yerelin gücü kullanılarak ulaşılabilir. Bu noktada Belediyeler bu işe öncülük eder ve üretim çalışmaları en iyiye ulaşacak şekilde topluma yayılır.
En doğru modeli, en verimli etkinlikleri ancak yöreyi en iyi tanıyan, olumluyu, olumsuzu en iyi bilen kişiler sağlayabilir. Belediyenin yol göstermek, araştırmalar ve alt yapıyı üslenmek gibi görevi, bu tür kalkınmanın tümüyle kamu yararını sağlayacak olmasındandır. Ne kadar çok kişi, kurum işe dâhil olur ve bunlara eşit davranılırsa Kalkınma o kadar kolaylaşır.
Uluslararası Hukuksal Çerçeve:
1. Stockholm Çevre Konferansı.1972
2. BM, Quito, HABİTAT III. 2016
3. BM, Nairobi, Çölleşme Konferansı. 1977
4. BM, Çölleşme İle Mücadele Sözleşmesi. 1994
5. Paris, İklim Değişikliği Antlaşması. 2017
Ulusal Hukuk Çerçevesi:
1. 1982 Anayasası (Madde45)
2. 442 sayılı Köy Kanunu
3. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu
4. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
5. sayılı Çevre Kanunu
6. 3083 Sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu
7. 3202 sayılı Köye Yönelik Hizmetler Hakkında Kanun
8. 3213 sayılı Maden Kanunu
9. 3402 sayılı Kadastro Kanunu
10. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun
11. 4342 sayılı Mera Kanunu
12. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu
13. 5488 sayılı Tarım Kanunu
14. 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu
15. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu
16. 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu (Madde7)
17. 5393 sayılı Belediye Kanunu (Madde69)
Cumhuriyet Halk Partisi Programı
(S;215) Tarım, ekonominin yükü değil, ülkemizin gücüdür. Tarım ve gıda krizinin tüm dünyayı giderek daha çok sarstığı, Küresel Isınma gerçeğinin üretim koşullarını değiştirdiği ve gıda temininin stratejik bir önem kazandığı süreçte, Türkiye’nin hızla artan nüfusunu doyurabilmesi ve üretim gücünü dış ticaret kazancına dönüştürebilmesi için, tarım potansiyeli harekete geçirilecek ve doğru kullanılacaktır.
(S;216)Tarım ve gıda sektörü hedeflerini giderek daha güçlü bir şekilde karşılayan yapı, aynı zamanda Kırsal Kalkınmanın sürükleyici gücü niteliğine dönüştürülerek bölgesel dengesizliğin azaltılmasında rol oynayacaktır.
(S;218) Üretim deseninin Türkiye’nin ekolojik ve ekonomik yapısına uygun bir şekilde rasyonalize edilmesi, çeşitlendirilip geliştirilmesi sağlanacak.
(S;219) Tarıma bilgi, teknoloji ve finansman transferi, üreticinin örgütleri aracılığıyla yapılacak. Küçük üreticiliğin yarattığı optimum ölçek, girdi kullanımı, pazarlama, vb. sorunlar Demokratik Kooperatifçilik temelinde çözümlenecek.
(S;219) Doğaya saygılı olmayan tarım-sanayi-hizmetler sektörü uygulamalarının yer küremizi dengesini bozduğu ve Küresel Isınmanın, içinde bulunduğumuz Akdeniz Havzasını derinden etkilediği gerçeğinden hareketle, çevre dostu, doğal kaynaklarımızı kirletip tüketmeyen, koruma-kullanım dengesi gözeten sürdürülebilir tarım hedeflenecek, İklim Değişikliği ve Küresel Isınma gibi konularda yapılacak araştırmalar tarım ve çevre boyutunu ortaklaşa ele alan yaklaşımla artırılacak, İklim Değişimi Ve Gelişimi Araştırma Merkezi kurulacaktır.
(S;220) Fosil yakıtlarının tarım sektöründe kullanımını belirli plan dâhilinde kısıtlayan ve yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik veren bir yaklaşım yaşama geçirilecek, Türkiye’nin biyoçeşitliliğinin ve Gen Bankası özelliğinin korunup geliştirilmesine azami özen gösterilecek.
(S;221) Yitirildiğinde yeniden kazanılması olanaksız olan nitelikli tarım topraklarımız ve meralarımız titizlikle korunarak, amaç dışı kullanımları önlenecek, toprak ve mera ıslah çalışmalarına hız verilecek.
(S;235) Tarımda örgütlülük ve kurumsallaşma desteklenecek:…tarımda verimliliği engelleyen küçük işletmelerin Demokratik Kooperatiflerde örgütlenerek ürün ve emek verimliliğinin artırılması özendirilecek.
(S;225)Ekolojik tarım ve seracılık özendirecek
(S;226) İleri Seracılık Tekniklerinin yaygın kullanımı, tohumluk, gübre, ilaç ve verimliliği arttırıcı diğer girdilerin rasyonel kullanımı ve kalitenin geliştirilmesi özendirilerek desteklenecek, tarım sektörü modern işletmecilik yapısına kavuşturulacaktır
(S;229) Kırsal barınma koşullarının iyileştirilmesi, parçalı ve çok sayıdaki kırsal yerleşmeye sosyal devletin temel hizmetlerinin etkinlikle götürülmesi, böylelikle köylerin boşaltılmasının önüne geçilmesi ve yaşayan bir tarım ekonomisi yapısı içinde kırsal sosyolojinin ve kırsal peyzajın korunarak geliştirmesi temel hedefimiz olacaktır.
(S;236) Hayvansal üretim özel bir önemle desteklenecektir: Halkın protein açığının kapatılması ve hayvansal üretimle uğraşan üreticilerin refah düzeylerinin yükseltilmesi için hayvancılık özel bir önemle desteklenecek ve geliştirilecek, mera ve ahır besiciliği yöre koşulları gözetilerek, etkin ve süreklilik içinde desteklenecek... Giderek artmakta olan kırmızı et açığının mümkün olduğunca koyun, keçi ve manda gibi sığır dışında olan diğer kaynaklardan karşılanmasına yönelik fenni besleyici besicilik de desteklenecektir.
(S;237) Hayvansal üretimin yoğun olduğu yörelerimizin merkezi köylerinde sürekli veteriner hekim ve teknisyen barındıran birimler oluşturulacaktır.
(S;238) Su ürünleri potansiyeli önemle değerlendirilecektir: Deniz, tatlısu ve kültür balıkçılığının geliştirilmesi hedef alınacaktır.
(S;284) Tarımda çıraklık eğitim sisteminin yapısı geliştirilecek, çalışma alanı genişletilecek; kırsal kesimde yer alan 16-18 yaş gurubu gençlerimiz için tarım-hayvancılık ve ormancılık konuları çıraklık kapsamına alınacaktır. Böylelikle köylerde yaşayan çocuk ve gençlerimiz sertifikalı çiftçi olarak, sosyal güvenlik sistemine dâhil olacaktır.
Yaptıklarımız:
Kentin artan nüfusu, artan gıda ihtiyacı ve ekolojik bozulma gibi üç önemli problemi bizleri Kırsal Kalkınmaya mecbur kılmıştır. İlk günümüzden itibaren “Kırsal, nasıl daha üretken, nasıl daha yaşanılabilir olur?” sorusunun yanıtı üzerinde çalışmalar yaptık.
İlçemize bağlı köy/mahallelerde bitki ve hayvanlara ait envanterler çıkarıldı.
Köy yetkililerinin ağırlıkta olduğu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kuruldu.
Stratejik tarımsal işletmelerin (Soğuk Hava Deposu, Kurutma/Paketleme Tesisi) kurulması amacıyla hibe başvurusu yapıldı.
Önümüzdeki yıllarda sıcaklığın artacağı kabulüyle, kurulan modern seralarımızda daha tropikal ürün çeşitleri denenmeye başladı. (Zencefil, Zerdeçal, Ananas, Ejder Meyvesi vb.)
Çoğu sıcak iklimde yetişen 30’un üzerinde Tıbbi ve Aromatik Bitki (Reyhan çeşitleri, adaçayı çeşitleri, lavanta çeşitleri, melisa, gojiberry, aynısefa, ekinezya, tıbbi papatya, kantaron, ölmez otu, tıbbi nane vb) geniş alanlara ekildi.
Elde edilen ürünler ya Kurutma Odası veya Kurutma Tesisinde kurutulup paketlendi ya da yine bu dönemde kurmuş olduğumuz Su Buharı Destilasyon aparatımızda yağları çıkartıldı.
Yağı çıkartılan ürünler daha sonra Kadın Dayanışma Merkezinde kimyasal işlemlere tabi tutularak krem, kolonya, sabun, sprey vb. ürünlere dönüştürüldü.
Çukurova Üniversitesi desteğiyle kurulan Doku Kültürü Laboratuarında önümüzdeki yıllarda, katma değer açısından önemli olacağını düşündüğümüz çeşitli bitkilerin üretilmesine çalışıldı.
Önümüzdeki yıllarda azalacağı düşünülen suyun doğru kullanımı ve toprağın kirlenmemesi adına Seytim çatısında, Kırsal Kalkınma Müdürlüğünde, Büyük Dikili Tarım Merkezimizde, Mıdık’ta, Kuyumcular’da Modern Tarım Teknikleri * denendi.
Buralarda domates, salatalık, çilek, marul, maydanoz, ıspanak vb ürünler hiçbir katkı maddesi olmadan, normalden daha kısa zamanlarda, üretildi.
Çoğu ithal edilerek döviz kaybına neden olan bazı kaktüs ve sukulent çeşitleri tohum ve çelikleme ile deneyimli uzman yetiştiricilerimiz tarafından üretildi.
Hayvancılığı geliştirme adına Karayusuflu, Dervişler ve Gökçeler’de bulunan meraların Belediyemize tahsisi sağlandı. (Yaklaşık 1100 dönüm alan)Bu meralar Tarım İl Müdürlüğünün taleplerine göre ıslah edilip, önerilen bitkilerle (Yonca, reygrass vb ) ekimleri yapıldı. (Akkapı ve Gölbaşı Meralarındaki ihtilaf nedeniyle oralarda sonuç alınamadı.)
Ç.Ü. Ziraat Fakültesi ile işbirliği yapılarak Tıbbi ve Aromatik Bitki yetiştiriciliği ve hayvansal üretim konularında ağırlıklı kadın olmak gönüllülere uygulamalı eğitim verildi.
Dervişler Merasında manda yetiştirme girişimine başlandı. Manda siparişi için 3 ayrı yerle görüşmeler yapıldı.
Artacağını düşündüğümüz süt üretimi için Karayusuflu’da Mandıra yapıldı. (Pastörize süt, peynir, tereyağı üretimine başlandı.)
Tüm köyler taranırken veteriner hekim ve teknisyenlerimizle Mandıra çevresindeki Köylüoğlu, Mürseloğlu, Hadırlı, Karayusuflu, Serinevler, Salmanbeyli, Kayışlı mahallelerinde hayvanlarda parazit taraması, aşı ve vitamin uygulaması yapıldı. Teknik elemanlarımız bölgede daima hazır bekledi.
Tatlı Su ve Kültür Balıkçılığı yapma düşüncesiyle, gerekli alan kiralanması için Valilikçe girişimde bulunuldu.
Kendi tesisimizde üretilen, kalitesi üniversite tarafından onaylanan kompostlarımız ücretsiz olarak köylerimizde dağıtıldı. (Kompost ile toprağın organik maddesi çoğaltılarak gübre ihtiyacı azaltılmıştır.)
Hazırladığımız domates, biber, patlıcan, salatalık, marul, brokoli gibi sebze fideleri köylerimizde ücretsiz olarak dağıtıldı.
Kadınlarımız ve sığınmacı kadınlar için, Seyhan Üreten Kadınlar Kooperatifi ve BM Uluslararası Göç Örgütü (UN, IOM) işbirliği ile Belediyemize ait Büyükdikili Tarımsal Üretim Merkezinde, yenilikçi tarımsal üretim yöntemlerinin uygulandığı bir sera kuruldu. Proje kapsamında teorik ve uygulamalı eğitimler tamamlanıp üretim aşamasına geçildi.
Kadın üreticilere alternatif bitkilerin üretimi için uygulamalı eğitim verildi.
*Uyguladığımız, suyun en az kullanıldığı, topraksız, ilaçsız Tarım Teknikleri:
1. DikeyTarım
2. AkuaponikTarım
3. Durgun Su Kültürü
4. NFT,Besleyici FilmTekniği
5. Cocopeat Sistemi
6. Wick/Fitil Sistemi